Avrupa Birliği-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması

Çin 2020 yılını, dünya ile ticareti ve yatırımlarını artırma amaçlı önemli bölgesel ve küresel anlaşmalarla geçirdi. Pandeminin çıkış yeri Çin bir yandan pandemiyle ilgili sorunlarından kurtulma çabası göstermekte, diğer yandan da “Bir Kuşak Bir Yol” projesini ilerletmekte, aynı zamanda yeni uluslararası siyasi ve ekonomik işbirliği anlaşmalarıyla dünya ekonomisinde etkinliğini artıracak yeni adımlar atmaktadır. Önce bu adımlardan önemli bulduklarımızı aşağıda hatırlatalım.

  • Çin’in de üyesi bulunduğu SCO-Şangay İşbirliği Örgütü içinde Rusya ve Hindistan’la oluşturduğu hızlı işleyecek (3 milyarlık nüfus ve $20 trilyonluk toplam ekonomik büyüklüğü ile) üçlü mekanizma (Eylül-2020),
  • Çin’in liderliğinde 15 Asya-Pasifik ülkesinin imzaladığı (2,2 milyar nüfusu; dünya ekonomisinin %30’unu oluşturan $26,2 trilyonluk toplam büyüklüğü ile) RCEP-Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık anlaşması (Kasım-2020)
  • Avrupa Birliği ile CAI-Kapsamlı Yatırım Anlaşması (Toplam ekonomik büyüklük $32,7 trilyon) (Aralık-2020)

İlk iki anlaşmayı, geçmiş yazılarımızda değerlendirmiştik. Bu yazımızda Çin’in Avrupa Birliği ile 30.Aralık.2020’de imzalandığı duyurulan, 2021 içinde (olabildiğince erken) yürürlüğe girmesi beklenen CAI-Kapsamlı Yatırım Anlaşmasını ele alacağız. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile AB Konsey Başkanı Charles Michel ve AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen tarafından video konferansla imzalandığı duyurulan anlaşma hakkında her iki taraftan da kendi perspektiflerinden açıklamalar yapıldı. AB tarafı, anlaşma ile Çin’in Avrupalı yatırımcılara örneği görülmemiş düzeyde Çin pazarına giriş imkanı sağladığını açıklarken Çin tarafından yapılan açıklamada ise anlaşmanın, Çin’in dünyaya açılımda  kendine duyduğu güveni gösterdiğini, AB-Çin arasında karşılıklı yatırımları artıracağı ifadeleri öne çıktı.

Anlaşmanın Zamanlaması

Her şeyden önce anlaşma, her iki tarafın karşılıklı olarak gelecekte daha fazla iş yapmak istediklerini, mevcut engellerin ve kısıtlamaların kaldırılarak sağlanacak kolaylıklarla ekonomik ilişkilerde güven artırıcı çaba içinde olacaklarını vurgulamaktadır. Anlaşmanın, seçilmiş ABD Başkanı Biden’in göreve başlamasından önce aceleyle duyurulmuş olması da dikkat çekici olup önümüzdeki dönemde AB’nin Çin ile ilişkilerinin ABD’den bağımsız olarak yürütüleceğine işaret etmektedir. Anlaşmadan beklentierle ilgili olarak Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamalara bakılırsa; AB firmalarının yıllardır şikayet ettikleri konularda önemli ayrıcalıklar sağlanmakta, talepleri güvence altına alınmaktadır. Özellikle, Çin’in devlet şirketlerine yaptığı destekler Çinli firmalarla rekabetin önünde ciddi engel oluşturmaktaydı. Anlaşma ile Çin hükümeti, gayrımenkul, telekom, bankacılık ve inşaat sektörlerinde verdiği devlet desteklerini yıllık olarak yayınlamayı taahhüt etmekte; karşılığında AB pazarına giremeyen Çinli firmaların girişinin karşılıklı pazarlık konusu edilmesi kabullenilmektedir.

Politik düzeyde varılan anlaşmanın teknik detaylarının önümüzdeki günlerde biraz daha netleşmesi beklenirken ilk bakışta Çin hükümetinin otomotiv, sağlık ve havacılık gibi sektörlerde mevcut engelleri tamamen kaldırması zor görünmektedir. Bununla birlikte AB firmalarının imalat, mühendislik, yeni enerji ekipmanları, finansal hizmetler, gayrımenkul, telekomünikasyon, Cloud-computer, sağlık ve danışmanlık hizmetlerinde anlaşmanın sağladığı kolaylıklardan faydalanacakları değerlendirilmektedir.

Avrupalı firmalar açısından bakıldığında, yapılan anlaşma ile AB şirketleri sadece Çin pazarına değil Çin’e komşu ülkeler ile Çin’in bölgesel anlaşmalar yaptığı Asya’nın gelişen büyük ekonomilerindeki fırsatlara da yakınlaşmış olabileceklerdir. Aynı durum Çin bakımından, Çin’in hedeflediği AB ülkeleri ile AB’ye komşu ülkelerden beklentileri için de geçerlidir.

Pandemide ve ABD-Çin ticaret savaşlarında yaşananlar, önümüzdeki dönemde yerel&bölgesel arz kanallarının yakınında yoğunlaşmanın önemini ve yatırımların coğrafi risklerini azaltma eğiliminin devam edeceğini göstermiştir. Örneğin, AB-Çin anlaşması, Avrupa Birliği ülkeleri için Çin gibi büyük pazarlarda ve hedef coğrafyanın yakınında yerinde üretim yapılarak varolmanın öneminin biraz daha artmış olmasının sonucudur. Benzer anlaşmaları önümüzdeki dönemde daha fazla görebiliriz, çünkü aynı durum ihracata dayalı büyüme politikaları uygulayan diğer ülkeler için de geçerlidir. Yaşadığımız dönem, hedef pazarlara ve hedef pazarların parçası olduğu pazarlara (daha fazla) erişimde, yerinde ve yakınında yatırımı ve üretimi öne çıkarmıştır!

Adnan YILDIRIM

Ekonomi Bakan Yardımcısı (2014-2015)

Türk Eximbank Genel Müdürü (2016-2019)