Neler Oluyor?

2020 yılı bir çoğumuz için olmaz dediğimiz birçok şeyin aynı anda gerçekleştiği bir yıl oldu. Evden çalışmaya, almamaya, gezip tozmamaya, seyahate çıkmamaya, aile ile hiç alışmadığımız kadar çok birlikte olmaya, ekran karşısında toplanmaya, okula gitmeyen çocuklara, internetten alışverişe başladık.

Gülümsedik, kimse fark etmedi. Sinirlendik, kimse anlamadı. Maske ardındaki yüzümüz yaşadıklarımızı perdeledi. Dokunmaya, sohbete alışmış bizler. Ekran karşısında kalakaldık. Bir garip hissettik hatta kötü bile hissettik kendimizi. Yüz yüze toplantıya gittik, el sıkışamadık, kucaklaşamadık, kahve bile içemedik. Bir mesafe, bir tedirginlik aldı başını gitti. Gidiyor. Tüm bunlar bittiğinde acaba ilk kucaklaşmamız nasıl olacak? Becerebilecek miyiz?

Peki ya alışveriş? En sert değişim yaşayan alışkanlığımız alışveriş oldu. Hem hacim olarak, hem de yöntem anlamında. Ben kendi ve ailem adına rahatlıkla giyim, kuşam vb harcamalarımızın ciddi oranda azaldığını söyleyebilirim. Ciddi oranı daha çarpıcı kılmak için %90 diyebilirim. Giymediğimiz ne varsa giyiyoruz. Kullanmadığımız ne varsa ya kullanıyoruz, ya da kullanacak birilerine veriyoruz. Böylece atıl duran eşyalar kullanıma giriyor. Daha az atık üretiyoruz. Bir yandan da sadece bizim harcamamız azalmış olmuyor. Bizim kullanmadığımız bir şeyi paylaştığımız insanların da tüketimi düşüyor. Çevremde gözlemlediğim çoğu hanede durum aynı daha az alıyor insanlar.

Daha az kazandıklarından mı?

Yoksa sokağa daha az çıktıklarından mı? 

Yoksa alışkanlıklarımız değiştiğinden mi?

Sürdürülebilirlik kavramını Birlik olarak 2020 yılında gündemden hiç indirmedik. 2021 yılı da farklı olmayacak. Dünyada nüfus artıyor, tüketim de artıyor haliyle. Peki ya kaynaklarımız bizim için yeterli mi? Kendimizden düşünelim bir işletmemiz var, girdisi belli. Alıyoruz, işliyoruz, satıyoruz ve döngüyü tekrarlıyoruz. En verimli çalıştığımız anda 150 çalışanla sistem tıkır tıkır işliyor. Derken ürettiğimiz ürüne talep azalıyor. Ama biz 200 çalışana çıkıyoruz. Hammadde bulamaz oluyoruz. Ne yapıyoruz? 250 çalışana çıkıyoruz!

Dünyada bugün olan tam olarak bu, kaynaklar azalıyor, boğaz çoğalıyor. Dünya dönmeye devam ediyor ama borcu borçla kapatan günümüz tüketicisi misali dönüyor. Ve bizlere önemli bir görev düşüyor. Dünyanın bu şekilde ayakta kalması ne yazık ki olası değil. Bir yerde bir kriz patlak verecek. Pandemi eğer alışkanlıklarımızı, yaşam şeklimizi değiştirmezsek sadece bir ön gösterim olacak. Daha büyük yıkımlar bizi bekliyor. Yaşadığımız bölge olarak şanslıyız, deniz, güneş, kum. Yazın semiren sokak hayvanlarını hiç gözlemlediniz mi? İnsanlar çekilmeye başlayıp, kıtlık baş göstermeye başlayınca birbirlerine ve çevrelerine olan tepkilerini fark ettiniz mi? Kaynaklarımızı bu hızla tüketmeye devam edersek gücü olan gücü olmayana benzer davranışlar sergileyecek ne yazık ki.

Bu senaryonun önüne geçmek, güzel bir gelecek yazmak bizim elimizde. Birlik olup; adımızın hakkını verme zamanıdır. Başka dünya yok, değişen koşullara uyum sağlamak. Geleceğin eğilimlerini doğru tahmin etmek ve daha çok çalışmak zamanıdır. Tüketici eğilimlerini, değişimlerini iyi okumak ve işlerimizi uyumlayabilmek için dünya ile daha iç içe bir düzene geçmek zamanıdır. İşimiz haricinde farklı disiplinler hakkında daha meraklı olmak. İş fırsatlarını daha iyi koklamak. Harekete geçmek ve gelişerek ilerlemek 2021 hoş geldin. Gelecek bizim.