Kesintisiz Ticaret

Koronavirüs bir anda tüm alışkanlıklarımızı yerle bir etti. Aynı güne uyanmıyoruz artık. Yeni normalin ne olacağına dair konuşmalar aldı yürüdü. Bu makalede oralara girmek istemiyorum 7/24 herkes Koronavirüs üzerine konuşuyor.  

Ben bu yazımda merkeze ticareti almak istiyorum. Hani şu hep anlatılan güvene, söze dayalı olan ilişki yönetimi olan ticaret. Dokunmayı, hissetmeyi, duyu organlarımızla keşfetmeyi sevdiğimiz ticaret. Duyu organlarımızı özellikle belirttim çünkü günümüzde fiziksel ticaretin karşısında dijital ticaret var. Aslında, geleneksel bakış açılarımız nedeniyle karşı karşıyaymış gibi algılıyoruz. Oysa bir elmanın iki yarısı. Amaçları aynı daha fazla müşteri üretmek. İşletmelerin amacı “kâr üretmektir”le başlayıp Drucker’la “müşteri edinmektir”e evrildi. Müşterinin deneyimini, yolculuğunu tasarlamak bir çok şirketin ana gündemini oluşturmaya başladı. 

Yeni dağıtım kanalları devreye girmeye başladı hayatımıza B2B, B2C başlıklı web ve mobil uygulamaları. 7/24 kesintisiz müşteri ağırlayan sabahçı kahveleri, çorbacılar misali hep açık dükkanlar. Tek fark fiziksel değil dijital. B2C ve B2B amaçladıkları müşteri kitlesine göre direk tüketiciyi hedefleyenler veya kurumsalı hedefleyenler. Bu yazım B2B odaklı, B2C uygulamalarını da bir başka makalede tartışırız. 

Nedir bu B2B?  

7/24 açık mağaza, showroom, billboard anlayacağınız ticaretin İsviçre çakısı. Üstelik istediğiniz kadar dil, istediğiniz kadar para birimiyle hizmet veriyor. Düşünsenize bir mağazaya giriyorsunuz her dil konuşuluyor, üstelik günün hangi saatinde gelirseniz gelin aynı yüzle karşılaşıyorsunuz. Girdiğinizde sizi tanıyor. Daha önce yaptığınız alışverişler, gönderilerinizi istediğiniz teslim noktaları her şeyi biliyorlar. ‘Çok yoğunum geçen siparişimin aynısını hazırlayın’ diyip çıkıyorsunuz. Siz çıkarken siparişiniz hazırlanmaya başlanıyor. Sabah müşteri temsilciniz arıyor ‘gece uğramışsınız dükkana’ diye başlıyor ve sohbet derinleşiyor. 

Sizi hiç tanımayan bir sürü yeni potansiyel müşteri Google’da gezinirken sizi fark ediyor. Ve mağazanıza giriyor. Bir showroom düşünün ürünler tozlanmış, örümcek ağları sarmış etrafı, koltukların döşemeleri soyulmuş, tavan aydınlatmalarının bir kısmı pır pır can çekişiyor. Sizce müşteri de nasıl bir izlenim bırakırsınız. İyi tasarlanmamış, işinin ehli çözüm sağlayıcıların dokunuşu olmayan mobil ve web e-ticaret sitelerinin de müşteride bıraktığı izlenim aynı.  

Ana sorun şu; mal sattığımız ve/veya satmak istediğimiz firmaların bizimle ilişkilerini yönetecek olan çalışanları hızla gençleşiyor. Yani Y ve Z kuşağı bu pozisyonları dolduruyor. Bu insanlar her duyduklarını önce Google’a soran. Film ve dizilerini YouTube, Netflix ve benzeri çevrimiçi platformlardan takip edenler. Demem o ki firmanızın adını ilk duyduklarında, iş kartınızı aldıklarında, sizden bir tanıtım mektubu aldıklarında ilk yapacakları Google’da sizi aratmak. Web sitenize bakmak. Ve onların gözünde özentisiz var mı var yaklaşımıyla yapılmış olan bir sitenin bıraktığı izlenim tam olarak şu: ‘Web siteleri böyleyse ürünleri kim bilir nasıldır?’ Olumsuz anlamda.  

Hakkıyla yapılmış tüm kurumsalınıza uygun, göğsünüzü gere gere müşterilerinizi ağırladığınız bir mağazanın/showroomun maliyeti nedir? Birisi gelip size ‘ben bu mağazayı sana komple yıkıp sıfırdan 5.000TL’ye yaparım’ dese ne dersiniz? Bir mimarlık ofisine mağaza, showroom inşaatınızı emanet etmeden nelere bakarsınız? Bir makina alacağınız zaman yarın olup olmayacağı belli olmayan ama en ucuza yapacağını iddia eden firmadan mı alım yaparsınız yoksa uzun yıllar piyasada var olmaya sizi desteklemeye devam edeceğine inandığınız bir markayı mı tercih edersiniz? 

E-ticaret sitenizde sizin vitrininiz, itibarınız o nedenle lütfen mağazalarınıza, showroomlarınıza gösterdiğiniz özeni gösterin. Dijital dünya gezginleri önce web sitenize bakar eğer kendinizi hak ettiğiniz şekilde dijital dünyada temsil etmeyen bir yüzünüz varsa, geçmiş olsun. Rakibiniz bir tık uzakta. Ve dijital dünyayı önemseyen, bütünleşik hizmet/kanal anlayışına sahip bir rakipse yeni bir müşterisi oldu demektir. 

Avrupa’da faaliyet gösteren firmaların yarısı B2B kanalından hizmet sunuyorlar. 2023 yılında Statista verisine göre B2B ticaret hacmi 10.6 Trilyon Dolar’a ulaşacak. Bu veri Koronavirüs öncesi yapılan bir tahmini içeriyor. Öyle veya böyle dijital dünyaya gereken önemi ve hassasiyeti göstermediğimiz taktirde yakın gelecekte etkilerini çok sert hissedeceğiz. Dijital dönüşümü akıllıca kurgulamak, en az beş yıllık bir strateji doğrultusunda hayata geçirmemiz hayati. Böylece ürettiğimiz ürünlerde ulaştığımız kaliteyi yeni dünyanın kanalında da hak ettiği şekilde görücüye çıkarmış olacağız. 

EİB olarak bizler fiziksel dünyanın ötesinde dijital dünyada da sizleri desteklemek için ben ve arkadaşlarım hazırız.